Ç İ K O L A T A ve Ş E K E R L E M E
ÇİKOLATA
Çikolatalar cezbedici tatları, müthiş kokuları ve güzel görünümleriyle dikkat çekici ve leziz yiyeceklerdendir. Bu yiyecek maddesi temel gıdalar gibi doğrudan ve sadece karın doyurmak veya beslenmek amacıyla yenmesi zorunlu olmayan, daha ziyade hoş ve keyifli tadı için tüketilen ve çay, kahve ve tütün mamulleri gibi keyif verici gıdalar arasına girmektedir.
Ayrıca çikolata, olduğu gibi de tüketilebilir veya farklı şekillerde işlenebilir de. Çikolatanın işlenmesi ile burada kastedilen çikolatalı pasta, çikolatalı kurabiye, çikolatalı kek, çikolatalı bisküvi, çikolata sosu veya çikolatalı dondurma vb. gibi gıdaların üretiminde de kullanılıyor olmasıdır. Çikolata, bu gibi gıdalarda kullanılacağı zaman, parçalanarak, eritilerek, ben mari usulü ısıtılıp sıvılaştırılarak veya damla çikolata olarak üretilmiş ve hazır halde gıdalara eklenebilir.
Çikolatanın doğrudan çikolata olarak tüketilmesi için çikolata fabrikalarında birbirinden farklı tariflerle hazırlanıp paketlenir. Günümüzde çok çeşitli renk ve kalıplarda çikolatalar yapılabilmektedir. Ayrıca çikolataların sade, fındıklı, antep fıstıklı, sütlü, hindistan cevizli, üzümlü, bitter (siyah) veya fıstıklı ve üzümlü, likörlü, krokantlı, beyaz çikolata vb. gibi birçok çeşitleri de vardır. Çikolata, ayrıca bol miktarda kakao yağı ve şeker de ihtiva ettiğinden yüksek enerjilidir. Özellikle kakao oranının yüksek olması sebebiyle siyah çikolatada daha fazla bulunan örneğin antioksidan ve demir, kalyum, fosfor, magnezyum, kalsiyum, klor, bakır, nikel, iyot, çinko vb. mineraller sayesinde çok faydalı ve besin değeri yüksek bir yiyecektir. Örneğin 100 gr. Siyah çikolatada 9 gram lif ve 6 gram protein bulunmaktadır. Kolay hazmedilmesi ve güç kuvvet vermesi sebebiyle çikolata 19. yüzyıl Avrupa sında hem afrodizyak hem de besinlere takviye amacıyla eczanelerde satılmaktaydı.
ÇİKOLATANIN HAMMADDESİ KAKAO
Çikolatanın ana maddesi kakao bitkisinin ilk kez bundan yaklaşık 3.500 yıl önce bulunduğu tahmin edilmektedir. Meksika körfezinde Mayalar tarafından yetiştirilmesi ise milattan sonra 600 lü yıllara tekabül etmektedir. Azteklerin kakaoyu soğuk su ile karıştırıp, içine vanilya ve acı biber katıp ardından köpürttükleri ve öyle içtikleri de bilinmektedir. Yine bu dönemlerde kakao meyvesinin para yerine geçen bir ödeme aracı olduğu da birçok yerde zikredilmektedir. Bir ödeme aracı olabilecek kakao meyveleri en iyi, en gösterişli, en pürüzsüz ve en kaliteli olanlardan seçilmekteydi.
Bu çok özel bitkinin Avrupa ya getirilmesi ise ancak İspanyolların 16. Yüzyıl ortalarında Amerika dan dönüşlerine rastlamaktadır. İlk başlarda çok pahalı da olmasından dolayı pek dikkat çekmemiştir kakao. 18. yüzyılda İngilizler çikolatanın atası sayılan bu içeceğe süt kattılar. Başka ülkelerde ise içine şeker de karıştırılıp tatlı içilmeye başlandıktan ve alternatif kakao alımları yapılmasından sonra popülaritesi iyice artmıştır. 19. yüzyılda İsviçreliler kakaoya hem şeker hem de süt karıştırdılar ve böylece bu nefis karışım ortaya çıktı.