BİLGİSAYAR ve İNTERNET
1989 yılında ise daha sonra dilimize genel ağ diye çevrilen internet (web) tüm dünyada kullanıma açılınca bilgisayara olan ilgi daha da arttı. Bu ağa bir telefon ile bağlanıp hem elektronik posta (e-mail) alıp göndermek hem de diğer sitelerden faydalanmak gibi yararların yanı sıra elbette virüs gibi, daha sonra çözülmeye çalışılan, sorunları da beraberinde getirdi. Yaklaşık 100 yıl önce aslında bir denizcilik işareti olan @ işaretinden tanıdığımız e-posta adresleri bugün en çok kullandığımız adreslerden bir tanesi. Ülkemizde de birçok firma işyerlerinde bilgisayarlardan faydalanmaya başladı.
Bilgisayarın evlere girmesi ise çok uzun sürmedi. Bu bilgisayar adındaki cihaz öyle çok tutuldu ki iyice yaygınlaşarak evdeki televizyon kadar lüzumlu bir hale gelmeye başladı. Bilgisayar artık önemli bir iletişim aracı da olmuştu.

Çünkü bilgisayarlar ile elektronik tablolar, çizimler, grafikler hazırlanabiliyor, antetli mektuplar yazılıp basılabiliyor ve otomatik komutlar verilip otomatik düzeltmeler yapılabiliyor, müzikler kaydedilip dinlenebiliyor ve daha niceleri. Eskiden var olan sınırlı kapasiteye sahip kayıt medyumu disketlerin yerini daha sonra 700 MB büyüklüğünde kapasiteye sahip CD ler aldığı için bu gibi işleri artık depolamak veya iletmek çok daha pratik hale geldi. Daha sonra bu CD lerin kapasiteleri artırılmak istendiğinde ve DVD üretildi. CD lerin ve daha sonra DVD lerin çalıştırılması için gereken sürücüler geliştirilip kayıt (burn) yapan sürücüler üretildi. Bugün 4.7 GB kapasiteli DVD lerde bilginin haricinde film, resim ve fotoğraf, müzik vs. gibi datalar kaydedilip izlenebilmekte. Uzun yıllar güvenle saklanabildiği için de müzik, sinema ve filmcilik sektörünün vazgeçilmezleri arasında. Anı şekilde dijital fotoğraf makineleriyle videolarla veya cep telefonlarıyla dijital fotoğraflar çekilip kaydedilebiliyor, üzerinde değişiklik yapılıp ve bir yazıcı sayesinde bilgisayardan fotoğraf kağıdına çıkış alınabiliyor USB bağlantısı ile CD ye, başka bilgisayara, USB belleklere vs kaydedilebiliyor. Bu fotoğrafları gerçek fotoğraflardan ayırt etmek nerdeyse imkansız. Daha önce negatif filmden banyo ile üretilen fotoğrafları, eski dergi veya gazeteleri, velhasıl tüm basılı malzemeleri ve hatta tarayıcıya sığabilecek bazı eşyalar bile bu tarayıcı (scanner) ile renkli veya siyah-beyaz, istenen kısmını ve istenen çözünürlükte tarayıp, istenen formatta kaydetmek ve fotoğrafları bilgisayarın ve internetin sunduğu imkanlar doğrultusunda kullanmak mümkün. İnterneti olan iş yerlerinde birden çok bilgisayarın birbirinden bağımsız değil de birbiriyle veri paylaşabilecek düzeye getirmek için network sistemlerinin kurulması da uzun sürmeden ülkemizde de yerini aldı. Bu sayede şirketler çok daha hızlı ve verimli çalışabilmekte birbirlerinin dosyalarını görebilmekte ve alıp verebilmekteler.