MÜZİĞİN KULLANIMI< prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />
Her ne kadar müziğe genellikle saf ve bir amaca hizmet etmeyen sanat gözüyle bakılsa da onun belli bazı amaçlar için kullanılması da oldukça yaygındır.
- Örneğin belli bazı duyguları oluşturmak için reklamlarda veya film müziklerinde kullanılır.
- Başka medyumlarla aktarılan içerikleri (örneğin metin, ses, video veya animasyon) vurgulamak için kullanılır.
- Müzikli terapiler için kullanılır.
- Kurumsal kimliğin bir parçası olarak akustik marka yönetiminde kullanılır.
Müziğin insanlar haricinde bitkiler ve hayvanlar üzerinde olumlu etkisi olduğu da söylenmekte ve bu da başlı başına başka bir konuyu oluşturmaktadır.

MÜZİK ve İLETİŞİM
Müziğin sanatın başka dallarıyla birleştirilmesi ise en sık gerçekleşen olaydır. Şarkı, ülkemiz için ise ayrıca örneğin türkü, ağıt ve uzun hava, ilahi dahil, ve yine opera, pop müzik gibilerinde güfte ile, bale gibi sanat dallarında dans ile, ve ayrıca at terbiyesinde binicilik ile vb. birleştirilmiştir müzik.
Müziğin iletişime dair bu görevi üzerine müzik için evrensel dil ifadesi de kullanılmaktadır. Müziğin kavramı tanımadığı ve ortak bir kültürel kontekstin paylaşılmadığı durumlarda bu iletişimin verici ve alıcı arasında anında koptuğu söylenerek bu sefer diğerleri tarafından yadırganmakta ise de, adına evrensel dil denmese dahi yine de en azından evrensel olduğu muhakkaktır. Bunu, kelimelere veya terimlere takılmadan yerine göre müziğin yaydığı enerjiye, müziğin verdiği duyguya, müziğin yaptığı çağrışımlara ve daha pek çok paydaya bakarak söylemek mümkündür.
MÜZİK KAYDI
Müziği yapmak müzisyenlerin işidir. Peki, müzik nasıl kaydedilir? 19. Yüzyıl sonlarından itibaren Phonoautograph adı ve benzer adlar altında birçok kayıt cihazı icat edildiyse de aralarında en tanıdık mucit isimleri kuşkusuz Graham Bell ve Thomas Alva Edison dur. Edison bu ses kayıt cihazını geliştirerek 1886 da Graphophone u icat etmiştir. İlk başlarda cızırtılı ve kalitesiz olan kayıt cihazları geçen onlarca yıl içinde sürekli geliştirilmiştir.1930'larda ise Magnetophone denilen cihazlar ile artık daha net, daha uzun ve daha kaliteli kayıtlar yapılabilmekteydi. Sonraki yıllarda icat edilen fonograflar ile analog kayıtlar yapılabilmiş ve saklanabilmiştir. Bu gelişmeyi ses kayıt ve depolama cihazlarında manyetiğin kullanılması takip etmiştir. Manyetik bantların kullanımı 20. Yüzyılın sonlarına kadar piyasadaki hâkimiyetini sürdürmüş ve 90 lı yıllarda tahtını dijital kayıtlara (manyetik, optik) devretmek zorunda kalmıştır.